NİĞDE
BAROSU
Gezinti Bağlantılarını Atla
 
 
  
 
EkimKasımAralık
PztSalÇarPerCumCmtPaz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
AVUKATLAR GÜNÜ TÖRENİ VE KONUŞMA METNİ
Tarih: 06.04.2015 | Okunma Sayısı: 1342 | | |
 
 
 
 
 
 
 

Değerli meslektaşlarım.

 

Avukatlar günümüz kutlu olsun.

 

Can sıkıcı günler yaşıyoruz. 1 Nisan günü Çağlayan Adliyesinde görev yapan Cumhuriyet Savcısı meslektaşımız Mehmet Selim KİRAZ teröristlerce rehin alınmış ve bir süre sonra acımasızca katledilmiştir.

 

Teröristlerin küçücük bebekleri dahi rahatlıkla öldürebildiklerini bilen buna tanık olan bir toplumuz. Terör yıllardır büyük acılar yaşattı ve ne yazık ki yaşatmaya devam ediyor. Yargının diğer kurucu unsurlarını oluşturan tüm hakim ve savcılar meslektaşımızdır. Onlara yapılan her saldırı biz avukatlara yapılmıştır, hukuk düzenine yapılmıştır, topluma yapılmıştır.

 

Hangi mesleğe sahip olursa olsun, toplumdaki statüsü ne olursa olsun, terörü ve teröristi cesaretlendiren kim varsa, kim mazur görüyorsa, kim yardım ediyorsa, kim görmezden geliyorsa, kim hafife alıyorsa hepsini lanetliyoruz. Bu vesileyle değerli savcımıza bir kez daha Allah’ tan rahmet yakınlarına ve yargı camiasına başsağlığı diliyorum.

 

Değerli meslektaşlarım.

 

Çağlayan Adliyesinde yapılan saldırıyı öğrendiğimizde terör örgütünün, terör saldırısının, saldırı sonucunda yapılan müzakerelerin ve müdahalenin geri planda kalıp konunun avukatlara odaklanacağı hiç aklımıza gelmezdi. Bunu tahmin dahi edemezdik. 

 

Ancak bugün ne yazık ki terör konuşulmuyor. Terör örgütlerinin faaliyetleri konuşulmuyor, güvenlik ve istihbarat zafiyeti dile getirilmiyor, daha çok teröristin elindeki cübbe konuşuluyor. O cübbe üzerinden avukatlar kötüleniyor ve cezalandırılmak isteniyor. Hayret içerisindeyiz. Hayretler içerisindeyiz.

 

Çünkü biz ve konuya vakıf olanlar biliyor ki saldırıyı gerçekleştirenler avukat değil.

 

Saldırganlar adliye içerisine avukat kimliği ile girmemiştir.

 

 Avukat kimliği hepimizin bildiği gibi çiplidir. Çağlayan Adliyesine girişte bu kimlikler okutulmakta, kimlikteki bilgiler ekrana yansıdıktan sonra tanıma ile turnike açılmakta ve avukat adliyeden içeri girebilmektedir.

 

Saldırganlardan bir tanesi sahte avukat kimliği ile adliye binası içerisine girmiştir. Turnikeden geçip geçmediği içeri nasıl girdiği konuşulmuyor. Oraya kadar nasıl geldikleri konuşulmuyor, saldırının nasıl ve nereden planlandığı konuşulmuyor, DHKP isimli terör örgütünün nasıl rahatlıkla eylem yapabilme kabiliyetine nasıl sahip olduğu konuşulmuyor, bu konuda zafiyet gösterenler konuşulmuyor saldırganın elindeki cübbe konuşuluyor, avukat konuşuluyor.

 

Üzerinde durulması gereken güvenlik ve istihbarat zafiyetinin nasıl oluştuğu olmalıdır. İnfial oluşturması gereken durum budur. Her gün binlerce avukat adliyelere giriş yapmaktadır. Ancak avukatlık mesleği ile ilgisi olmayan kişilerce yapılan bir saldırının faturası avukatlara çıkarılmaya çalışılmaktadır, bu sağlıklı bir yaklaşım değildir.

 

Saldırganların kapıdan içeri girerken avukat cüppesi giyerek girmemiştir. Avukat cüppesi bir saldırganın elindedir. Saldırganların elinde hakim ya da savcı cübbesi de olabilirdi Bu cübbeler 50 TL ödenerek rahatlıkla temin edilebilir. Adliyelerin etrafında kırtasiyecilerde var Müsamere yapan çocuklar bile satın alabilir.

 

Saygıdeğer kamuoyu,

 

Konu avukatların x ray cihazından geçmek istemediği şeklinde algılatılmak istenmektedir. Mesele buysa bu cihaz tünel büyüklüğünde olsa biz bunun içerisinden de geçeriz. Bizim böyle bir kaygımız yok. Ancak bizden müvekkillerimize ait özel bilgilerin, mahremiyetlerinin ifşası da elbette istenemez.

 

Mesele güvenlik sorunudur. Adliyede görev yapan herkese uygulanan güvenlik standardının avukatlara da uygulanması gerekir. Avukatlar yargı görevi yapmaktadır. Yargı görevi yapan diğer paydaşlarımıza ne uygulanıyorsa, avukatın sır saklama yükümlülüğünden kaynaklanan mahremiyete, müvekkillerine ait kimsenin görmemesi ve bilmemesi gereken belgelere, delillere ilişecek uygulamaları kabul etmemek kaydıyla bizlere de uygulansın. Ama saldırganın elindeki cübbeden yola çıkarak güvenlik sorununu yaratan avukatlar gibi göstermek ve avukatlar potansiyel suçlu algısı yaratacak uygulamalar yapmak başta vatandaşın yargı güvenliğini yok eden bir yaklaşımdır. Tekrar ediyorum sağlıklı değildir. Meseleyi de asla çözmeyecektir.

 

Terör faaliyetleri içerisinde her meslekten insanlar olduğu gibi avukatlık mesleğine sahip insanlar da olabilir. Hepsini başta lanetledik yine lanetliyoruz. Bu varsayımla her meslek gurubunu potansiyel suçlu ilan edebilir miyiz? Siyasetçiler içerisinde yok mu, olmadı mı? Bu ülkeyi siyaset yönetiyor. Ne yapalım siyaset kurumuna güvenmekten vazmıgeçelim?. Elbette vazgeçemeyiz.

 

Vatandaşın can ve mal güvenliğini devlet sağlayacak vatandaş olarak bizlerin de bunu istemek hakkımız. Terör belasından binlerce canımızı yitirdik, şehitlerimiz var, iki gözünü birden kaybetmiş dünyası kararan gazilerimiz var. Dul ve yetimlerimiz var. Pek çoğunun failleri bile meçhul. Evlatlarımız şehit edilirken faillerin ellerinde avukat cüppesi mi vardı? Bundan 2.5 yıl önce Tunceli Ovacık Cumhuriyet Savcısı Adliye Lojmanlarından çıkarken şehit edildi. Teröristler bulunamadı. Ceza alan yok. O teröristlerin elinde avukat cübbesi mi vardı. O eylemlerde güvenlik zafiyeti oluşturan kimler?

 

Son yıllarda ciddi hukuk kaosları yaşıyoruz, insanların uydurma isnatlarla sahte delillerle boş yere yıllarca cezaevlerinde yattığına, cezaevlerinin nemli ve küflü ortamlarında hayatlarının karardığına, hasta olup öldüklerine, ailelerinin yıllarca yüzlerinin gülmediğine tanık olduk. Adalet duygusu büyük yara aldı. Art niyetli kişilerin  yatacak yerleri yok.

 

Ne yapalım? herkesi potansiyel suçlu mu sayalım. Elbette sayamayız.

 

Terörle mücadele toplumun ortak akılla topyekün mücadelesini ve kenetlenmesini gerektirir. Herkes suçu birbirine atarsa bundan terör ve teröristler faydalanır.

 

Bizler her şeyden önce vatanseveriz ve hukuk adamıyız. Devletimizin yetkili organları ile her türlü işbirliğine hazırız ve bunu milletimiz için kendimize görev biliriz. Meseleler ancak ortak akılla, işbirliği ile çözülebilir.

 

Lütfen hassas olunuz.

 

Bu benim Baro başkanlığında 3. Meslekte fiili olarak 16. Avukatlar günüm. Aradan geçen zaman içerisinde mesleğimizin sorunları sürekli arttı. Yargıya olan güven azaldı. Yargı da nitelik düştü. Bundan en çok vatandaşlarımız muzdarip ama çözüm hususunda hiç yol kat edilemedi. Sayısı yüzleri bulan içinde yeterli öğretim elemanı olmayan Hukuk Fakülteleri açıldı birçok mağdur yaratıldı. Sorunlar daha da büyüyeceğe benziyor. Ancak bizler yargının içinde bulunduğu sorunları bir türlü konuşamıyoruz, sesimizi duyuramıyoruz, meselelerin üzerini örtüyoruz, sürekli öteliyoruz, görmezden geliyoruz, hafife alıyoruz. Adalet hafife alınmaya gelmez.

 

 Ama bizler yargı bağımsızlığı ve adil bir yargı için umudumuzu hiç kaybetmeyeceğiz.

 

Bu umutla hepinizin avukatlar gününü bir kez daha kutluyorum.

 
Saygılarımla 
 
 
 
 
23.11.2017 Perşembe